Blog · Büyüme
İlk Temastan Randevuya Funnel Tasarımı
Trafik raporları iyi görünüyor ama telefon çalmıyorsa sorun genellikle funnel’dadır. Ziyaretçiyi randevuya taşıyan yol bilinçli tasarlanmadıysa, en iyi reklam bütçesi bile sızdıran bir kovaya su taşır. Bu yazıda ilk temastan randevuya uzanan yolu nasıl kurduğumu anlatıyorum.
Trafik ham maddedir, randevu üründür
Analytics ekranında büyüyen bir trafik eğrisi güzel bir duygudur; ama kimseyi tedavi etmez, kimseye satış yapmaz. Ben trafiğe ham madde olarak bakıyorum: işlenmediği sürece raporda kalan bir sayıdır. Randevu ise üründür. Birinin size güvenip takvimine sizi yazması demektir. Funnel tasarımı, bu ikisi arasındaki işleme hattını kurma işidir.
Bir siteye baktığımda ilk sorduğum soru şu: buraya gelen kişi buradan nereye gidiyor? Cevap “çıkıyor” ise sorun trafikte değil, yoldadır.
İlk temas noktalarını tek tek haritalayın
İlk temas çoğu zaman sanılan yerde gerçekleşmez. Reklam tıklaması, Instagram yorumu, WhatsApp mesajı, arama sonuçlarından gelen bir blog okuması, hatta birinin arkadaşına attığı ekran görüntüsü. Her giriş kapısını listeler, her birinin arkasında ne olduğuna bakarım. WhatsApp’tan yazan kişiyle formu dolduran kişi aynı akışa girmemeli; niyetleri, aciliyetleri ve bilgi seviyeleri farklıdır.
Sağlık turizminde bu haritalama daha da kritik. Arapça konuşan bir hasta adayı çoğu zaman form doldurmaz, doğrudan mesaj atar. Kanalın diline ve alışkanlığına uymayan funnel, daha ilk adımda kaybeder.
Niyet seviyesi yolu belirler
Herkes randevuya aynı mesafede değildir. Fiyat araştıran biriyle “ne zaman gelebilirim” diye soran biri aynı akışa girdiğinde ikisini de kaybedersiniz: birincisi baskı hisseder, ikincisi oyalanır. Bu yüzden funnel’ı tek çizgi olarak değil, yol ayrımları olan bir sistem olarak kurarım. Araştırma aşamasındakine içerik ve karşılaştırma; karar aşamasındakine net bir sonraki adım: tarih, uzman, koşullar.
Buradaki disiplin basittir: her sayfanın, her mesajın tek bir sonraki adımı olur. “Bizi arayın, formu doldurun, bültene kaydolun” üçlüsü aslında hiçbirini istememektir.
Sürtünme sessiz öldürür: hız, form, dil
Funnel’lar genellikle büyük hatalardan değil, küçük sürtünmelerden ölür. On alanlık form. İki gün sonra dönülen mesaj. Türkçe düşünülüp çevrilmiş, havada duran bir Arapça sayfa. Bunların hiçbiri raporda hata olarak görünmez; dönüşüm sadece sessizce düşer. İlk temasa dönüş hızını pazarlama metriği değil, operasyonel bir metrik olarak takip ederim. Mesaja hızlı ve yerinde dönen ekip, aynı bütçeyle daha fazla randevu üretir.
Hedef randevu değil, nitelikli randevu
Randevu sayısını şişirmenin kestirme yolları var: formu kısaltırsınız, vaadi büyütürsünüz, herkese ücretsiz danışmanlık dersiniz. Takvim dolar; satış ekibi gelmeyecek, uymayan, bütçesi olmayan adaylarla boğuşur. Ben funnel’a bilinçli sürtünme de eklerim: doğru yerde sorulan bir iki eleme sorusu, gelen randevunun kalitesini yükseltir. Daha az ama daha doğru görüşme, ekibin enerjisini gerçekten dönüşecek kişilere ayırır.
Bunun ölçüsü de bellidir: satış ya da hasta koordinasyon ekibine düzenli olarak sorarım. “Gelen görüşmeler nasıldı?” sorusunun cevabı, tıklama raporundan daha çok şey söyler.
Funnel’ı kurup bırakmayın
Funnel bir kere tasarlanan bir şey değil, yaşayan bir sistemdir. Aşama aşama ölçerim: kaç kişi temas etti, kaçı yanıt aldı, kaçı görüşmeye döndü, kaçı geldi. Kopuş hangi aşamadaysa müdahale oraya yapılır; her düşüşte reklamı suçlamak kolaycılıktır. Düzenli bakım gören bir funnel, trafik artmadan da randevu sayısını artırabilir. En büyük farkın burada oluştuğunu görüyorum: bütçe aynı, sonuç farklı.
Sitenize gelen trafik randevuya dönüşmüyorsa, kopuşun nerede yaşandığına birlikte bakabiliriz. Kısa bir görüşmede mevcut akışınızı adım adım inceleyip nereden başlayacağınızı netleştirebiliriz.
Görüşme Planla